|
Erbakan: AKP'yi İsrail kurdurdu
ANKARA(ANKA)
Kapatılan Refah Partisi'nin Genel Başkanı ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan, AKP'ye yeni bir benzetmede bulunarak, "İktidara geldiğinde Afyon Hindisi gibi kabarıyordu, dört yılda tüyleri döküldü altından leylek çıktı" dedi. Erbakan, AKP'nin kurulmasında İsrail'in parmağı olduğunu öne sürdü.
Erbakan, önceki gece Saadet Partisi Bağcılar ilçe teşkilatınca düzenlenen Mazlumlarla Dayanışma toplantısında yaptığı konuşmada, iç ve dış gelişmeleri değerlendirirken, AKP'ye yönelik mesajlar verdi.
Erbakan, AKP'nin kendilerinden ayrılarak yeni bir parti olarak kurulmasının altında İsrail parmağı olduğunu iddia etti. Erbakan, İsrail'in, dünyadaki para gücünü ve satın aldığı adam gücünü elinde tutarak, işbirlikçi yönetimleri kendisine hizmet ettirdiğini belirterek, "İşte ellerindeki medya gücünü kullanarak önce halkı narkozladılar.
Sonra da Milli Görüş'ten bazılarını bölerek bunları iktidara taşıdılar. Ancak iktidara taşıdıkları onların arzu ve hedeflerine hizmet edecek olanlardır" dedi. Erbakan, AKP ile ilgili şu benzetmede bulundu:
AKP'YE "AFYON HİNDİSİ" BENZETMESİ
"AKP iktidara ilk geldiğinde Afyon Hindisi gibi tüylerini kabartarak, ne kadar güçlü olduklarını söylüyor, neler yapabileceklerini anlatıyorlardı. Ancak aradan dört yıl geçtikten sonra onların kabaran tüyleri döküldü ve bu tüylerin altından bir leylek çıktı."
Necmettin Erbakan, Papa'nın Türkiye ziyaretine değinirken de, "Bakın Papa Türkiye'ye geliyor. Niçin geliyor? Bizans'ı yeniden kurmak ve patriğe ekümenik vermek için gelecek. AKP ise bunların elini öpmeye hazırlanıyor" diye konuştu.
Erbakan'ın benzetmelerinden ABD Başkanı Bush da nasibini aldı. Erbakan, Bush için "George Bush denen o kafasız kovboy" ifadesini kullandı.
Hürriyet Gazetesi - 13 Kasım 2006
Recep Tayyip Erdoğan'dan yeni kaset :
Gerekirse papaz elbisesi
bile giyerim
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kaseti daha ortaya çıktı. Erdoğan, 1995'teki konuşmasında, verdikleri mücadelenin iktidara gelmesi uğruna papaz elbisesi bile giyebileceğini söylüyor.
Star TV'de yayınlanan kasette Erdoğan, kurallarını kendi inancı dışındaki yapının koyduğu bir toplumda yaşadıklarını belirterek, "O kuralları değiştirip kendi nizamımızı getirmenin mücadelesini veriyoruz" diyor. Ardından Erdoğan mücadelenin yöntemini şöyle açıklıyor: "Biz bu toplumun içinde yeni bir nizamı hakim kılmanın mücadelesi içindeyiz. Neydi o mücadele? Zamana ve zemine göre değişmeyen doğrunun iktidar olmasıdır. Bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında gerekiyorsa ne yaparım dedim. Papaz elbisesi dahi giyerim. Bu var mı usulün içinde? Var tabii ki."
Erdoğan yine aynı dönemde bir başka kasette de laikliği "Dinsiz bir zihniyetin zulmüdür, bu ülkede müslümanlara yapılanlar" sözleriyle yorumluyor.
İSTANBUL
Milliyet Gazetesi - 30.05.2002
Teslim olan PKK'lıdan DTP'ye çağrı
Şırnak'ta Cudi Dağı'na çıkan DTP'lileri ağır bir dille eleştiren Y.T., "Gördüm ki DTP'liler PKK'ya karşı yapılan operasyon dursun diye dağa çıkmışlar
azıklar olsun onlara. Dedim ki, ya onlar da benim gibi cahil kalmışlar ya da kandırılmışlar. Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar." dedi.
DTP'lilerin çadır kurmasından sonra gözüne uyku girmediğini belirterek, "Bu dağa çıkma olayını duyunca kalktım bavulumu hazırladım. Şırnak'a gitmeye karar verdim. Sabah annem bavulumu gördü ve 'Nereye?' diye sordu. 'Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.' dedim. PKK'nın içinde kalan biri olarak oraya gidip PKK'nın gerçek yüzünü onlara anlatacağımı söyledim. Annem, 'Gitme, sana bir şey yaparlar, seni bir daha kaybetmek istemiyorum.' diyerek göndermedi." diye konuştu.
Y. T. şunları söyledi: "Buradan DTP'lilere sesleniyorum. Siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz? Sizde hiç mi vicdan yok? Kimi kime karşı savunuyorsunuz? Ben 1993 yılında bir akılsızlık yaptım ve PKK terör örgütüne katıldım içlerinde birebir kaldım neyi, hangi davayı savunduklarını çok iyi biliyorum. Onlar tamamen dinsizlik davasını savunuyorlar. Siz ki bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içiyorsunuz. Yaptıklarınız bu vatana ihanet değil mi? PKK terör örgütünü savunmak bu ülkeye nankörlüktür. Vallahi hiçbir vicdan bunu kabul etmez." şeklinde konuştu. (cihan)
Haber 50 - 08.02.2008
ŞEHİTLERE "KELLE" DİYEN
ERDOĞAN'A 3 KURUŞLUK TAZMİNAT
Şehit ailelerinin açtığı davada mahkeme
kesin kararını verdi: Başbakan suçludur
Avustralya'da katıldığı radyo programında, teröristbaşından "sayın", şehitlerden de "kelle" olarak bahseden Erdoğan, hakkında açılan "3 kuruşluk" tazminat davasından mahkum oldu.
.....
Yeniçağ Gazetesi - 13.12.2007 01:00
18.11.2006 01:15 - Bu haber 981 kişi, Mynet Haber bugün 1.000.559 kişi tarafından okundu.
Yasak saç boyaları Türkiye'de mi?
İçindeki 22 ayrı zararlı kimyasal madde nedeniyle Avrupa Birliği ülkelerinde 1 Aralık 2006 tarihinden itibaren satışı yasaklanan saç boyalarının, Türkiye pazarına yönlendirildiği öne sürüldü.
Türkiye'deki saç boyası pazarının önemli bölümünü elinde bulunduran markaların Adana Bölge Distribütörü İsmail Rasim İzlemek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB'ye aday ülke Türkiye'de uyum çalışmaları kapsamında birçok yasa ve yönetmelik çıkarıldığını, bu nedenle saç boyasında da AB'deki yasaklamanın Türkiye'de de olması gerektiğini savundu.
AB ülkelerinde 1 Aralık 2006 tarihinden itibaren, içindeki 22 ayrı kimyasal madde nedeniyle yasaklanan saç boyalarının, Türkiye pazarına yönlendirildiğini iddia eden İzlemek, "Önlem alınmaması durumunda Türkiye, AB'nin kozmetik çöplüğü olur" dedi.
İzlemek, marka olmuş birçok kozmetik firmasının saç boyalarının formülünü değiştirdiğini, bu konudaki en önemli adımın İtalyan bir firmadan geldiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Kar arzusuyla zararlı oldukları bilimsel olarak kanıtlanmış ürünleri Türkiye pazarından çıkarmalıyız. Bunun yerine saç boyası formülünü kişiye zarar vermeyecek şekilde hazırlayan ve bu da bilimsel olarak kanıtlanan firmaların ürünlerine yönelmeliyiz. Bazı distribütörler bunu yapıyor ancak, kar marjı nedeniyle bu ürünlerin ithalatını yapanlar da oldukça fazla."
İzlemek, AB komisyonunun geçen temmuz ayında aldığı kararda, üretiminde kullanılan 22 kimyasal madde nedeniyle, söz konusu ürünlerin mesane kanserine bile yol açtığının vurgulandığını ifade ederek, şunları kaydetti: "Saç boyalarının üretiminde 1 Aralıktan itibaren kullanılamayacak kimyasal maddeler arasında hydroksindole, solvent kırmızı 1, portakal asidi 24, kırmızı asit 73, diaminobenzoic asit, methoksi, siklopentil, chloro 2 ve aminofenol gibi çeşitli kimyasal maddeler bulunuyor."
İzlemek, AB'de kozmetik sektörünün yüzde 8'ini oluşturan saç boyası pazarının yıllık büyüklüğünün 2.5 milyar avroyu bulduğunu, bu ülkelerde kadınların yüzde 60, erkeklerin ise yüzde 10'unun saçını boyadığını ifade ederek, "Türkiye'de bu konuda yapılmış bir istatistik bulunmamakla birlikte kadınlar ve erkeklerde kozmetik kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Bu nedenle, AB ülkeleri Türkiye'yi kozmetikte dev bir pazar olarak görüyor" dedi.
Mynet Haber - 18.11.2006
Yimpaş için 17 suç duyurusu
SERMAYE Piyasası Kurulu (SPK), Yimpaş grup şirketleri hakkında bugüne kadar 17 suç duyurusunda bulunulduğunu, açılan 6 davanın Rahşan Affı ile karara bağlanmadan ertelendiğini açıkladı. SPK'nın açıklamasında özetle şöyle denildi:
"Açılan 6 kamu davasında 4616 sayılı kanun uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildi. 3 davada kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildi. Kurulca yapılan 2 suç duyurusu üzerine açılan davalarda sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiş ve bir davada da atılı suç idari para cezasına dönüştürüldüğü için görevsizlik kararı verilmiştir. Kurulca yapılan 5 suç duyurusu üzerine açılan davalarda da yargılama devam etmektedir."
Hürriyet Gazetesi - 28 Ekim 2006
İlaç bulunamıyor diye
daha kaç hasta ölecek!
Piyasada bulunamayan immünoglobülin ilacı yüzünden 19 yaşındaki Rukiye Elmacı da öldü
° Türkiye'de ucuza satıldığı için ithalatçıların getirmediği immünoglobülin ilacı yüzünden ölümler artıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren ilaç bulunamadığı için haziranda 1.5 yaşındaki Kaan Demirci, iki hafta önce yedi aylık Şahin Amaç öldü. 20 aylık Muhammed Tunç da ölümün kıyısında.
Arkadaşları çabaladı ama...
° İlaç yokluğunun son kurbanı kas erimesi hastalığına yakalanan 19 yaşındaki Rukiye Elmacı oldu. Erciyes Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı üçüncü sınıf öğrencisi Elmacı'yı yaşatabilmek için el ele veren arkadaşları gerekli ilacın muadilini bulabildi, ama geç bulunan ilaç Elmacı'yı kurtaramadı.
KAYSERİ - Üniversite öğrencisi, 19 yaşındaki Rukiye Elmacı, yakalandığı kas erimesi hastalığının (polimiyozit) tedavisi için gerekli ithal ilacın bulunmasından bir gün sonra öldü.
Rukiye Elmacı, ender görülen ve belirli bir tedavisi olmayan polimiyozit hastalığına, Çorum'un İskilip ilçesinden üniversite için geldiği Kayseri'de yakalandı. Rukiye, Erciyes Üniversitesi Nuri Cıngıllıoğlu Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiydi.
10 gün önce hastalandı
10 gün önce ders sırasında ayakları ağrımaya başlayınca, 500 metre uzaklıktaki EÜ Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne gitti. Burada aniden fenalaşan Rukiye'nin kas erimesi hastalığına yakalandığı saptandı. Solunum yollarındaki kasların fonksiyonlarını yitirmesi ve nefes alamaması nedeniyle beyin hücrelerinin zarar gördüğü belirlenen Rukiye Elmacı, dokuz gün verdiği yaşam mücadelesine yenik düştü.
Gençler kapı kapı dolaştı
Okul arkadaşları, kanının sürekli değişmesi gerektiğini öğrendikleri andan itibaren dört gün içinde 250 ünite kan verdi. Yetkililerin 'Artık yeter' açıklamasıyla kesilen kan bağışının 78 ünitesi kullanıldı. Rukiye Elmacı'nın bağışıklık sistemini normal değerlerine döndürecek 1250 YTL'lik immünoglobülin (IVIG) grubu ilacı bulmak için de seferber olan gençler, gruplara ayrılarak eczaneleri, ecza depolarını gezdi, sonunda ilacın muadili 'Pentoglobin'i hastaneye yetiştirdi. Ancak ilaç kullanmaya başlandıktan bir gün sonra, Rukiye Elmacı hayata veda etti.
"100'e yakın hasta var"
Kayseri Eczacılar Odası Başkanı Bülent Ünsal, "IVIG grubu ilaçlar çok zor bulunuyor. Önceki yıllarda yurtdışında pahalı, yurtiçinde ucuz olduğu için bakanlığın yetki verdiği ithalatçı firmalar getirmiyordu. Fiyat ayarlamasıyla bu sorun giderildi. Ancak yapımında kullanılan etken madde artık az bulunduğundan, üretimi de az. Odamızda 100'e yakın hasta var, ilaç geldikçe sırayla onlara ilaç veriyoruz" dedi.
Recep İSTEK
Radikal Gazetesi - 15.11.2006
Tecavüzcü bile hâlâ görev yapıyor
Son skandal, devlet personel sisteminin çarpıklığını göz önüne seriyor. Şiddet ve tecavüz yapanlar bile memuriyetten atılamıyor ve idare mahkemesi kararıyla geri dönüyorlar.
Malatya Çocuk yuvasında ortaya çıkan ve Türkiye'yi ayağa kaldıran şiddet görüntülerinin arkasında, devlet personel sisteminin çarpıklığı yatıyor. Taciz ve şiddet olaylarının yaşandığı çocuk yurtlarında görev yapan yönetici, bakıcı ve diğer görevliler görevden alınamıyor, ihmal veya suçlarının cezasını ancak "sürgüne gönderilerek" çekiyorlar. Şiddet ve tecavüz iddialarıyla açığa alınan yöneticiler bile mahkeme kararıyla tekrar görevine dönebiliyor.
3 kez gidip dönen memur var
Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'yu "Biz görevden alıyoruz, geri dönüyorlar" diye isyan ettiren bu durumda bulunan çok sayıda SHÇEK görevlisi olduğu öğrenildi. Görevi ihmal, kötü yönetim ve çocuklara karşı şiddet suçlarından dolayı tam 3 kez görevden alınan bir Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu İl Müdürü'nün, her seferinde devlet memurluğunun avantajlarını kullanarak mahkeme kararıyla görevine geri döndüğünü belirten kurum kaynakları, bugüne kadar 11 ayrı yerde daha aynı suçlardan dolayı görevlerinden alınan memurların da mahkeme kararıyla göreve döndüklerini belirttiler.
...........
Haber 7 - 29 Ekim 2005 07:29
° Yuvada skandal!.. 58 kimsesiz bebek zehirlendi!..
AKP'YE TEPKİLER ARTTIKÇA ARTIYOR!
14 Nisan 2007 ve 29 Nisan 2007 tarihlerinde
yapılan mitingleri, Genelkurmay Başkanlığımızın ve ordumuzun hassasiyetini saygıyla karşılıyoruz!
¤ Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül "Cumhuriyet döneminin artık sonu geldi" dedi.
İngiliz The Guardian Gazetesinde yayınlanan röportajda Refah'lı yönetici, laik sisteme ve cumhuriyete açıkça meydan okudu.
Kaynak : Posta Gazetesi, Sayı : 310, Tarih : 28 Kasım 1995
|